Bir Akşam Günlüğümde Kalan Soru: Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Açıklaması Abdestsiz Okunur mu?
Kayseri’de yaşadığım o kış akşamını hâlâ unutamıyorum. Hava öyle soğuktu ki Talas’ın yokuşlarından eve dönerken ellerimi cebimden çıkaramıyordum. Sokak lambalarının altında yürürken içimde garip bir ağırlık vardı. Bazen insanın kalabalıkların içinde bile kendini yalnız hissettiği anlar olur ya, benim için o akşam tam olarak öyleydi.
25 yaşındaydım ve o dönemlerde en büyük alışkanlıklarımdan biri günlük tutmaktı. Küçük siyah kapaklı bir defterim vardı. Yaşadığım güzel şeyleri de kırıldığım anları da o deftere yazardım. Çünkü bazı duygular içimde kaldığında büyüyor, kelimelere döküldüğünde ise hafifliyordu.
O gün eve geldiğimde doğrudan odama geçtim. Masamın üzerinde birkaç gündür okumak istediğim bir kitap duruyordu. Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklaması, yani insanların ayetlerin anlamını daha iyi kavrayabilmesi için hazırlanan bir meâl kitabıydı.
Elimi kitaba uzattım ama bir anda durdum.
İçimde küçük bir tereddüt oluştu.
“Acaba abdestsiz okuyabilir miyim?” diye düşündüm.
Bu soru aslında sadece bir bilgi arayışı değildi. İçimde, Allah’ın kelamına karşı duyduğum saygının verdiği bir hassasiyetti. Kitabı elimde tutarken hem okumak için büyük bir istek duyuyor hem de yanlış bir şey yapmaktan korkuyordum.
O gece günlüğüme şu cümleyi yazmıştım:
“Bazen insan bir kapının önünde durur. İçeri girmek ister ama kapıyı nasıl açacağını bilemez. Ben bugün anlamaya açılan bir kapının önünde bekliyorum.”
Çocukluğumdan Gelen Saygı ve İçimdeki Çekince
Feg olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklaması abdestsiz okunur mu” konusunda sizin yanınızdayız.
Kur’an-ı Kerim benim için sadece okunacak bir kitap değildi. Çocukluğumdan beri evimizde özel bir yere sahipti. Annemin akşamları Kur’an okuduğu zamanlarda odanın havasının bile değiştiğini hissederdim.
Kayseri’de büyürken büyüklerimden hep şunu duyardım: “Kur’an’a saygı göstermek gerekir.”
Bu sözler benim kalbimde çok derin bir yer etmişti. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklamasını okumak istediğimde bile aynı hassasiyeti taşıyordum.
Fakat zaman geçtikçe şunu fark ettim: Saygı sadece kitabı eline alırken gösterilen bir davranış değildi. Asıl saygı, onun anlattığı mesajı anlamaya çalışmak ve hayatına taşımaktı.
O akşam yaşadığım kararsızlık da aslında bundan kaynaklanıyordu. Allah’ın sözlerini daha iyi anlamak istiyordum ama bunu doğru şekilde yapmak istiyordum.
Bir süre masamda oturdum. Kitabı açmadım. Sadece kapağına baktım.
İçimde biraz hayal kırıklığı vardı. Çünkü okumaya bu kadar yaklaşmışken kendimi durdurmuş gibi hissediyordum.
Ama aynı zamanda içimde büyük bir heyecan da vardı. Çünkü cevap aradığım şey sadece bir dini bilgi değildi. Kalbimi rahatlatacak bir anlayış arıyordum.
Aradığım Cevap Bana Huzur Verdi
Ertesi gün sabah erkenden kalktım. Kahvemi hazırlayıp pencerenin önüne geçtim. Kar yağmıştı ve Kayseri’nin beyaz örtüyle kaplandığını gördüm.
O manzara bana sakinlik verdi.
İnsan bazen cevapları aceleyle değil, sakinleştiğinde buluyor.
Telefonumdan ve güvenilir kaynaklardan araştırmaya başladım. Kur’an-ı Kerim’in Arapça aslını okumak ile Türkçe açıklamasını okumak arasında fark olduğunu öğrendim. Türkçe açıklama, insanların ayetlerin anlamını anlayabilmesi için hazırlanmış bir açıklamaydı.
Genel olarak İslam âlimlerinin büyük bir kısmının değerlendirmesine göre Kur’an’ın Türkçe meâli veya açıklaması, Arapça mushaf hükmünde olmadığı için abdestsiz okunabilir. Ancak Kur’an’ın Arapça metnine, yani mushafa dokunma konusunda abdest şartına dikkat eden görüşler vardır.
Bu bilgiyi öğrendiğimde içimde büyük bir rahatlama oldu.
Çünkü benim asıl niyetim ayetlerin anlamını öğrenmekti. Kalbimi güzelleştirmek, kendimi sorgulamak ve Allah’ın mesajını daha iyi anlamaktı.
O gün kitabı elime aldığımda hissettiğim duyguyu tarif etmek zor.
Bir yandan içimde büyük bir mutluluk vardı. Çünkü önümde yeni bir yol açılmış gibiydi.
Diğer yandan biraz da mahcubiyet hissediyordum. Çünkü cevabını bilmediğim bir konu yüzünden günlerce kendimi uzak tutmuştum.
Defterime Yazdığım En Anlamlı Akşam
O gece yine günlüğümü açtım.
Sayfanın üstüne tarihi attım ve yazmaya başladım.
“Bugün kendime şunu hatırlattım: Bilmediğin şeylerden korkmak yerine öğrenmeye çalış.”
Sonra uzun uzun hislerimi yazdım.
Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklamasını okumak benim için sadece bir kitap okumak değildi. Her cümlede kendimi sorguladığım, bazı davranışlarımı düşündüğüm, bazen gözlerimin dolduğu bir yolculuktu.
Bazı ayetlerin açıklamalarını okurken geçmişte yaptığım hatırlar aklıma geldi.
Kırdığım insanlar…
Söyleyip de pişman olduğum sözler…
Daha iyi bir insan olmak için ertelediğim adımlar…
Bunları düşündükçe içimde hem bir üzüntü hem de umut oluştu.
Hayal kırıklığı yaşadığım zamanlar vardı. Çünkü insan kendi eksiklerini fark ettiğinde kolay bir duygu yaşamıyor. Bazen kendinle yüzleşmek ağır geliyor.
Ama aynı zamanda büyük bir umut da hissediyordum. Çünkü değişmenin mümkün olduğunu düşünüyordum.
Bir Kitap, Bir Çay ve Sessiz Bir Sohbet
Aradan birkaç gün geçtikten sonra annem odama geldi. Masamda duran Türkçe açıklamalı Kur’an’ı gördü.
“Okuyor musun?” diye sordu.
Gülümsedim.
“Evet ama önce çok düşündüm. Abdestsiz okunur mu diye kafama takılmıştı.”
Annem bana baktı ve sakin bir şekilde konuştu:
“Önemli olan anlamaya çalışman. İnsan Rabbini tanımak için çaba göstermeli.”
Bu cümle çok basit görünüyordu ama benim için çok değerliydi.
Çünkü bazen hayatımızda büyük cevaplar ararken küçük cümleler bize yol gösteriyor.
O akşam annemle çay içerek uzun süre konuştuk. Ona çocukluğumdan beri Kur’an’a duyduğum saygıyı anlattım. Ama aynı zamanda anlamını öğrenme isteğimin de çok güçlü olduğunu söyledim.
İçimdeki sıkışmışlık biraz daha azaldı.
Kur’an’ın Anlamını Öğrenmenin Kalbimdeki Yeri
Bugün hâlâ günlüğümde o gece yazdığım sayfayı saklıyorum.
Bana göre insanın dini konularda soru sorması uzaklaşmak değil, aksine daha bilinçli yaklaşmaktır.
Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklamasını abdestsiz okuyup okuyamayacağım sorusu bana aslında daha büyük bir şey öğretti.
İnsan bazen sadece bir kural aramaz. Bazen kalbine huzur verecek bir anlayış arar.
Ben de o süreçte bunu öğrendim.
Kur’an’ın mesajını anlamaya çalışmak, insanın kendisini geliştirmesi için önemli bir adımdır. Türkçe açıklamalar, Arapça bilmeyen insanların ayetlerin anlamına ulaşabilmesi için büyük bir kolaylık sağlar.
Elbette Kur’an’a karşı edep ve saygı her zaman korunmalıdır. Temiz bir ortamda okumak, dikkatli davranmak ve bu kutsal metne gereken değeri vermek önemlidir.
Ama anlamaya yönelik bir adım atmaktan çekinmemek de gerekir.
Umarız “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklaması abdestsiz okunur mu” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Feg ailesiyle kalmaya devam edin!
Bugün Geriye Dönüp Baktığımda
O kış akşamından sonra birçok şey değişti.
Hâlâ Kayseri’de aynı sokaklardan yürüyorum. Hâlâ zaman zaman kafama takılan sorular oluyor. Hâlâ hayatın içinde bazen yoruluyor, bazen üzülüyorum.
Ama artık bir şeyi daha iyi biliyorum:
Öğrenmek isteyen insanın kalbi açık olmalı.
Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklamasını okumak benim için sadece bir dini bilgi edinme süreci değildi. Aynı zamanda kendimi tanıma yolculuğuydu.
O gün masamda duran kitap bana sadece cevap vermedi. Bana düşünmeyi, araştırmayı ve samimi bir şekilde yaklaşmayı da öğretti.
Şimdi her defterimi açtığımda o eski cümleyi görüyorum:
“Bir kapının önünde bekliyordum ama aslında anahtar hep elimdeydi.”
Belki de insanın en büyük yolculuğu, doğru soruları sormaya başladığı anda başlıyor.
Benim yolculuğum da küçük bir soruyla başladı:
“Kur’an-ı Kerim’in Türkçe açıklaması abdestsiz okunur mu?”
Bu sorunun cevabını ararken sadece bir bilgi öğrenmedim. Aynı zamanda kalbimde yeni bir pencere açıldığını hissettim.
İlginizi Çekebilecek İçerik: Kur'an-ı Kerim'in kıssaların amacı nedir ?