İçeriğe geç

Bankalara para yatırıp kâr payı almak caiz mi ?

Kayseri’nin Soğuğunda İçimde Büyüyen Soru

Feg olarak bu yazımızda “Bankalara para yatırıp kâr payı almak caiz mi” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!

Kayseri’de kış her zaman sert gelir. Rüzgâr yüzüme çarptığında sadece üşümem, bazen içim de aynı anda titrer. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı soruların cevabını bulamamış olmak beni utandırmıyor ama yoran bir tarafı var. En çok da para meselesi…

Bir süredir aklımı kemiren tek bir cümle var: “Bankalara para yatırıp kâr payı almak caiz mi?”

Bunu ilk kez yüksek sesle sormadım. Defterime yazdım. Çünkü bazı sorular insanın içinde yankılanırken dışarı çıkınca daha gerçek oluyor. Ben de o gerçeği taşımaktan korktum.

O gün akşamüstüydü. Üniversite arkadaşlarımdan biri mesaj attı. “Birikim yapıyorum, bankada kâr payı sistemine girdim, sen de düşünmelisin,” dedi. Mesajı okur okumaz içimde garip bir sıkışma oldu. Sanki bir kapı açıldı ama arkasında ne olduğunu bilmiyordum.

Defterime Düşen İlk Cümle

O gece yatağa uzandım ama uyuyamadım. Lambanın sarı ışığı duvara vuruyordu. Defterimi açtım ve tek bir cümle yazdım:

“Rahat para kazanmak doğru mu, yoksa içimde bir şeyleri eksiltir mi?”

Kalem elimde titriyordu. Çünkü mesele sadece para değildi. Annemin yıllardır “helal lokma” diye tekrar ettiği sözler, babamın sessiz ama ağır bakışları, çocukluğumda duyduğum her öğüt bir anda zihnime doldu.

Ama bir yandan da hayat pahalıydı. Kayseri’nin o keskin kışında faturalar artıyor, kiralar yükseliyor, insanlar sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyordu. Ben de aynı döngünün içindeydim.

O an içimde iki ses vardı. Biri “güvende olmalısın” diyordu, diğeri “değerlerinden vazgeçme” diye fısıldıyordu.

Bankaya İlk Adımım ve Sessiz Çatışma

Ertesi gün bankaya gittim. Kapıdan içeri girince sıcak bir hava yüzüme vurdu ama içimdeki soğuk geçmedi. Sıramı beklerken etrafa bakındım. Herkes bir şeyler anlatıyor, formlar dolduruyor, hayatını bir sistemin içine yerleştiriyordu.

Sıra bana geldiğinde görevliye tek bir soru sordum:

“Bankalara para yatırıp kâr payı almak caiz mi?”

Görevli kısa bir an durdu. Sonra profesyonel bir gülümsemeyle farklı yatırım seçeneklerinden bahsetmeye başladı. Faiz demedi, net bir şey söylemedi, sadece sistemden bahsetti. Ama ben o an daha da karıştım.

Çünkü cevap almak için girdiğim yerde daha çok soru ile çıkıyordum.

Bankadan çıktığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarptı. Ama bu kez dışarı değil, içim üşüyordu.

Bir Akşam Yürüyüşü ve İç Sesim

O akşam Hunat civarında yürüdüm. Sokak lambaları sarı bir sis gibi yere düşüyordu. İnsanlar hızlı hızlı geçiyordu yanımdan. Kimse durup düşünmüyordu gibi geliyordu bana.

Ben ise her adımda aynı soruyu tekrar ediyordum:

“Gerçekten doğru olan ne?”

Bir yandan birikim yapmanın gerekliliğini hissediyordum. Hayat beni buna zorluyordu. Ama diğer yandan içimde bir huzursuzluk vardı. Sanki bir şey yanlışsa, o yanlışın içinde büyüyen hiçbir kazanç bana ait olmayacaktı.

Defterime yazdığım satırlar gözümün önüne geldi:

“Para büyüdükçe içim küçülüyor mu?”

O an fark ettim ki asıl mesele para değil, iç huzurdu.

Ailemle Konuşamadığım Bir Konu

Eve döndüğümde annem mutfaktaydı. Çay kokusu eve yayılmıştı. Babam televizyonun sesini biraz açmıştı. Her şey normaldi ama ben normal değildim.

Bir şey sormak istedim. Dilimin ucuna geldi ama geri yuttum.

Çünkü biliyordum, bu konu kolay konuşulacak bir konu değildi. Herkesin inancı, yorumu, tecrübesi farklıydı. Ve ben o farklılıkların ortasında kalmaktan korkuyordum.

O gece sadece odama çekildim. Lambayı kapattım. Karanlıkta tavana baktım.

Ve içimden şunu söyledim:

“Ben yanlış bir şey yapmak istemiyorum ama doğruyu da bilmiyorum.”

O cümle bile boğazıma düğümlendi.

Çelişkinin İçinde Büyümek

Günler geçti. Konuyu araştırdım, dinledim, okudum. Herkes farklı bir şey söylüyordu. Kimisi netti, kimisi daha temkinliydi. Ama hiçbir cevap içimdeki boşluğu tamamen doldurmuyordu.

Çünkü mesele sadece bilgi değildi.

Mesele, içimdeki güven duygusuydu.

Bir yanda “paranı değerlendir, geleceğini güvenceye al” diyen bir dünya vardı. Diğer yanda “helal olanı ara, az olsun ama temiz olsun” diyen bir iç ses…

Ben ikisinin arasında sıkışmıştım.

Bir Gün Yağmur, Bir Gün Kar

Kayseri’de hava bir gün yağmur, bir gün kar. O değişim gibi benim içim de sürekli değişiyordu.

Bir gün “evet, herkes yapıyor, bu sistemin parçası olmalıyım” diyordum. Ertesi gün aynı düşünce bana yabancı geliyordu.

Bir sabah erkenden dışarı çıktım. Hava buz gibiydi. Elimde kahve vardı. Buharı yüzüme vuruyordu. O an düşündüm:

“Ben bu parayla neyi büyütmek istiyorum?”

Birikim mi, yoksa huzur mu?

Bu soru en zoruydu.

Bir Arkadaş Sohbeti ve Kırılma Anı

Bir gün üniversiteden bir arkadaşımla oturduk. O çok rahattı. “Ben yatırdım, iyi de gidiyor,” dedi.

O kadar basit söyledi ki… İçimde bir şey kırıldı.

Kıskançlık değil, belki de yorgunluktu. Çünkü ben hâlâ karar verememiştim.

O an ona tekrar sordum:

“Hiç içini rahatsız eden bir şey olmadı mı?”

Omuz silkti.

“Alışıyorsun.”

İşte o cümle beni en çok düşündüren cümle oldu.

Alışmak… gerçekten doğru mu, yoksa sadece susmak mıydı?

İçimdeki Sessiz Fırtına

O gece yine defterimi açtım. Uzun uzun yazdım. Kelimeler bazen hızlandı, bazen durdu.

Şunu yazdım:

“Ben huzur istiyorum. Ama huzurun fiyatı nedir, bilmiyorum.”

Bankalara para yatırıp kâr payı almak caiz mi sorusu artık sadece bir finans sorusu değildi benim için. Bir yaşam yönü sorusuna dönüşmüştü.

İçimde büyüyen şey korku değildi artık. Daha çok belirsizlikti.

Ve belirsizlik, insanı en çok yoran şeydi.

Kendimle Yüzleşme

Bir gece camın önüne oturdum. Dışarıda sessizlik vardı. Şehir uyumuştu.

Kendi kendime konuştum:

“Sen ne istiyorsun?”

Cevap hemen gelmedi.

Sonra içimden çok sade bir şey yükseldi:

“Temiz bir vicdanla yaşamak.”

O kadar.

O an fark ettim ki bütün karmaşanın içinde aslında en sade cevabı arıyormuşum.

Feg olarak “Bankalara para yatırıp kâr payı almak caiz mi” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!

Son Değil, Devam Eden Bir Yol

Şimdi hâlâ kesin bir cevabım yok. Ama artık kendimi daha iyi dinliyorum. Her teklif, her fikir, her sistem bana aynı soruyu hatırlatıyor.

“İçin rahat mı?”

Kayseri’nin soğuk gecelerinde yürürken artık sadece dışarının havasını hissetmiyorum. İçimin de havasını yokluyorum.

Belki bir gün net bir karar vereceğim. Belki de bu soruyla yaşamayı öğreneceğim.

Ama şunu biliyorum:

Benim için en büyük kazanç, içimdeki sessizliği kaybetmemek olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://www.foreksforum.com.tr https://netfoto.com.tr https://ozentasmakina.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!