İçeriğe geç

Masumiyet neyi anlatıyor ?

Masumiyet neyi anlatıyor?

Kayseri’de kış geceleri hep biraz ağır gelir bana. Sanki hava sadece soğuk değil de, insanın içine de işleyen bir sessizlik taşır. O sessizliğin içinde bazen kendimle fazla baş başa kalırım. Geçen sene böyle bir gecede, eski defterlerimin arasında dolaşırken aklıma yine aynı soru takıldı: Masumiyet neyi anlatıyor?

Bu soru ilk bakışta basit gibi duruyor ama ben ne zaman üzerine düşünsem içimde bir şeyler kıpırdıyor. Çünkü “masumiyet” dediğimiz şey sadece bir kelime değil; kaybolduğunda geri dönmeyen bir his gibi. Ben bunu en çok geceleri anlıyorum. Sokaktan geçen arabanın sesi bile sanki başka bir hayatın yankısı gibi geliyor.

O gece, eski bir filmi yeniden izlemeye karar vermem de tesadüf değildi aslında. İçimde sürekli dönen bir boşluk vardı ve o boşluğu ancak başka insanların hikâyeleriyle susturabiliyordum.

Kayseri’de soğuk bir akşam ve ilk karşılaşma

Televizyonun ışığı odanın duvarlarına vururken dışarıda kar değil ama ince bir ayaz vardı. Pencerenin kenarına oturmuş, elimde çay bardağıyla ekrana bakıyordum. Hikâye yavaş ilerliyordu ama ben zaten acele etmiyordum. Çünkü bazı hikâyeler hızlı anlatılınca anlamını kaybediyor.

Filmdeki karakterlerin sessizliği beni rahatsız etmedi, aksine içine çekti. Özellikle o adamın bakışı… sanki bir şeyleri çoktan kaybetmiş ama hâlâ arıyormuş gibi. O bakış bana tanıdık geldi. İnsan bazen kendi duygusunu başka birinin yüzünde görünce irkiliyor.

O an içimden şunu geçirdim: “Masumiyet neyi anlatıyor?” Belki de kimsenin açıkça söylemediği şeyleri.

Ben de 25 yaşında biriyim. Dışarıdan bakınca hayatım sıradan görünüyor olabilir ama içimde sürekli konuşan bir taraf var. Günlüklerimde bile bazen kendime yabancılaşıyorum. Bir gün yazdığım şeyi ertesi gün okuyunca sanki başka biri yazmış gibi hissediyorum.

Film ilerledikçe hikâye ağırlaştı. Bir kadının sessizliği, bir adamın ısrarı, bir otel odasının içinde sıkışıp kalan hayatlar… Bunların hepsi bana tanıdık duygular gibi geldi. Çünkü bazen insan da kendi içinde bir odaya kapanıyor ve oradan çıkamıyor.

Masumiyet neyi anlatıyor? İçimde büyüyen bir cevap

Bu sorunun cevabı aslında tek bir şey değil. Benim için Masumiyet, kaybedilen bir duygunun hikâyesi.

Ama bu kayıp, öyle dramatik bir anda olmuyor. Yavaş yavaş gerçekleşiyor. Tıpkı Kayseri’de kışın bir sabah uyandığında fark ettiğin soğuk gibi. Önce fark etmiyorsun, sonra bir bakmışsın ki içini üşüten şey dışarıdaki hava değil.

Filmdeki karakterlerin birbirine yaklaşması bile bir çözülme gibi. Sanki herkes bir şey arıyor ama kimse ne aradığını tam bilmiyor. Bu bana çok tanıdık geliyor. Çünkü ben de bazen neyi özlediğimi bile bilmeden özlüyorum.

Masumiyet benim için aynı zamanda bir yüzleşme. Kendinle, geçmişinle, susarak geçtiğin anlarla yüzleşme.

O gece filmi izlerken defterime bir şey yazdım ama şimdi o cümlenin tamamını hatırlamıyorum. Sadece şunu hatırlıyorum: “Bazı insanlar masumiyetini kaybetmez, sadece fark eder.”

İçimde kalan sahneler

Filmin bazı sahneleri var ki, insanın aklından kolay kolay çıkmıyor. Özellikle otel koridorları… Loş ışık, kapıların ardında saklanan hayatlar ve hiçbir şeyin tam olarak söylenmemesi.

Ben o sahneleri izlerken kendi hayatımı düşündüm. Kayseri’de yürüdüğüm bazı sokakları hatırladım. Soğukta ellerimi cebime sokup yürürken aslında neyi düşündüğümü bile bilmediğim anları…

Bir sahnede karakterlerden biri sessizce oturuyordu. Hiçbir şey yapmıyordu ama o sessizlik bile bir şey anlatıyordu. İşte o an içimde garip bir şey oldu. Sanki yıllardır biriktirdiğim ama adını koyamadığım duygular bir araya geldi.

Hayal kırıklığı vardı. Çünkü bazı insanlar beklediğin gibi çıkmıyor.

Heyecan vardı. Çünkü hâlâ bir şeylerin değişebileceğine inanmak istiyorsun.

Umut vardı. Çünkü her şeye rağmen sabah yine geliyor.

Ama en çok da yorgunluk vardı. İçinde sürekli bir şeyleri anlamaya çalışmaktan gelen bir yorgunluk.

Kayseri geceleri ve benim iç sesim

Filmi bitirdikten sonra televizyonu kapatmadım hemen. Bir süre sadece ekrana baktım. Sessizlik büyüdü. O sessizlikte kendi iç sesimi daha net duydum.

Bazen düşünüyorum da, insan en çok sessizlikte yoruluyor. Çünkü sessizlikte kaçacak yer kalmıyor. Her şey olduğu gibi karşında duruyor.

Ben Kayseri’de yaşıyorum ve bu şehir bana hep sabrı öğretti. Ama aynı zamanda beklemeyi de öğretti. Belki de bu yüzden Masumiyet hikâyesi bana bu kadar dokundu. Çünkü o da beklemekle ilgiliydi. Beklerken değişen insanlar, beklerken tükenen duygular…

Gecenin ilerleyen saatlerinde defterimi açtım. Yazmaya başladım ama yazdıklarım düzenli değildi. Daha çok düşüncelerin dökülmüş haliydi.

“İnsan en çok ne zaman masumiyetini kaybeder?” diye yazdım.

Sonra durdum.

Cevap vermedim.

Çünkü bazı soruların cevabı yoktur, sadece hissi vardır.

Günlüklerimde Masumiyet neyi anlatıyor?

Merhaba Feg okurları! Bugün sizlerle “Masumiyet neyi anlatıyor” konusunu ele alacağız.

Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan çok bir kaçış gibi. İçimde biriken şeyleri başka bir yere bırakmazsam, sanki taşıyamayacakmışım gibi hissediyorum.

Masumiyet üzerine düşündüğüm günün ertesi sabahı yine defterimi açtım. Bu kez daha sakin bir kafayla yazmaya çalıştım ama duygular hâlâ yerindeydi.

Filmdeki karakterleri değil, onların hislerini yazdım.

Bir adamın bir kadına tutunma çabasını…

Bir kadının sessizliğinin içinde sakladığı kırılmayı…

Ve en önemlisi, hiçbir şeyin tam olarak iyileşmediğini…

Çünkü Masumiyet bana şunu hissettirdi: bazı yaralar kapanmaz, sadece alışılır.

İçimde büyüyen eksiklik

Bazen Kayseri’de yürürken kalabalığın içinde bile yalnız hissediyorum. İnsanların yüzlerine bakıyorum ama kimse gerçekten kimseye bakmıyor gibi.

Masumiyet hikâyesi de bana bunu hatırlattı. İnsanlar birbirine yakın ama aslında çok uzak.

Otel odaları, koridorlar, sessiz bakışlar… Hepsi bir tür uzaklık.

Ben bu uzaklığı ilk kez bu kadar net hissettim.

Ve belki de en çok o yüzden etkilendim.

Çünkü insan bazen kendi uzaklığını bir başkasının hikâyesinde görür.

Bir sahnenin bende bıraktığı iz

Filmin sonlarına doğru bir sahne vardı, uzun süre aklımdan çıkmadı. Bir karakter hiçbir şey söylemeden sadece bakıyordu. O bakışta sanki yılların birikimi vardı. Söz değil, duygu vardı.

O an kendime şunu sordum: Ben de böyle bakıyor olabilir miyim?

Belki de insan en çok gözlerinde ele veriyor içini.

O sahneden sonra bir süre hiçbir şey yapmadım. Sadece düşündüm.

Masumiyet neyi anlatıyor?

Belki de en basit haliyle şunu anlatıyor: İnsan, en çok sevdiği şeylerde bile kendini kaybedebilir.

Umarız “Masumiyet neyi anlatıyor” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Feg ekibinden sevgilerle!

Gecenin sonunda kalan his

Sizin İçin Seçtik: Masanın yerden yüksekliği kaç cm olmalı ?

Gece ilerlerken Kayseri’nin sessizliği daha da derinleşti. Pencerenin dışında rüzgâr hafifçe uğulduyordu. İçimde ise tuhaf bir sakinlik vardı.

Masumiyet üzerine düşündükçe sert bir cevap bulmadım. Zaten aradığım da bu değildi.

Ben sadece hissetmek istiyordum.

Ve hissettim.

Kimi zaman kırıldım, kimi zaman kendime kızdım, kimi zaman da anlamaya çalışmaktan yoruldum.

Ama en sonunda şunu fark ettim: Masumiyet neyi anlatıyor sorusu, aslında insanın kendini anlatma çabası.

Ve ben o gece, Kayseri’nin soğuk sessizliğinde, kendime biraz daha yaklaştım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://www.foreksforum.com.tr https://netfoto.com.tr https://ozentasmakina.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet