Örnek Pazarı Hangi Gün? Bir İzmirli’nin Hüzünlü ve Komik Pazaryeri Hikayesi
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşımdayım. Arkadaşlarım beni “her konuda espri yapan, ama aslında her şeyi fazla düşünen” biri olarak tanımlar. Evet, bu doğru. Kendimi bazen film senaristi gibi hissediyorum ama daha çok kendi hayatımın komedisi olarak bir nevi yönetmenim. Hadi gelin, bana biraz katılın ve birlikte Örnek Pazarı hangi gün? sorusunun derinliklerine inmeye çalışalım. Biraz mizah, biraz gündelik hayat, biraz da pazarda kaybolan bir İzmirli.
Pazara Gitmek: Adeta Bir Survivor!
Bildiğiniz gibi, İzmir’de pazara gitmek, bir tür sosyal deney. İnsanlar pazarda adeta birer pazarlık ninja’sı gibi dolanır. Yani, mesela ben… Önceden pazara gitmek üzere bir plan yaparım: “Bu hafta çok uygun fiyatlar var, dört çeşit sebze alıp, evde sağlıklı bir şeyler yapacağım. Kırmızı biber, yeşil biber, domates, salatalık…” Tabii her şey planladığım gibi gitseydi, şu an sağlıklı yaşam üzerine yazı yazıyor olurdum. Ama pazara gitmek, aslında tam anlamıyla bir kaos alanıdır.
Bir gün, Örnek Pazarı’na gitmek için sabah erken kalktım. “Bugün farklı olacağım,” dedim kendi kendime, “Pazarın hangi gün olduğunu tam olarak bilememek de, bir şekilde hayatın anlamını bulmak gibi bir şey.” Her sabah olduğu gibi, aslında “geceyi” düşünerek uyanmıştım. Uyanmamla beraber içimdeki “yapılacaklar listesi” biraz daha kabarmıştı.
Benim iç sesim: “Pazarın hangi gün olduğunu biliyor musun? Her zaman kayboluyorsun, hangi hafta gittin de bulamadın?”
Hızlıca giyindim, bir kahve içtim, hemen yola koyuldum. 5 dakika sonra pazara vardım ama bir problem vardı: Pazarı her zaman ya çarşamba ya da cumartesi günü bulamıyordum. “Peki bu hafta hangi gün?” diye sordum pazarcıya.
Pazarcı: “Pazar? Hangi pazar?”
Ben: “Örnek Pazarı!”
Pazarcı: “Her gün pazar, oğlum.”
İşte bu kadar. Yani, her pazarda bir felsefe var. Bir pazarın gerçekten hangi gün olduğunu çözmeye çalışırken, bir bakıyorsunuz, hayatın anlamı başka bir şeye dönüşüyor. Pazarcıların felsefi yaklaşımı da beni biraz düşündürdü. “Her gün pazar, oğlum” cümlesi, aslında “her gün bir fırsat” gibi bir şey olabilir mi?
Pazarda Kaybolmak: İzmirli’nin Zihinsel Yolculuğu
Bir pazara gittiğinizde kaybolmamanız imkansızdır. Hangi taraftan girdiğinizi, hangi tezgâhın hangi satıcıya ait olduğunu bir anda unutursunuz. Her pazar beni böyle bir kaybolma duygusu sarar. Özellikle, marketteki o uzun tezgâhlara, hele hele dondurucuya dikkat ettiğimde… “Dondurucu dedim, ama bu da bir soru, ben buzdolabını nerede bıraktım?” gibi sorular gelir kafama. Pazarda kaybolduğum an, sanki bir halüsinasyon dünyasına adım atmışım gibi hissederim. Sadece tezgâhlar ve sesler var, hiçbir şey net değil.
Pazar alanında birinin elinde şemsiyeyle dolaşıp bir tezgâhın yanına gittiğini görebilir ve “Şemsiye, bu kadar sıcakta? Hangi meyveye şemsiye?” diye düşünmeye başlayabilirsiniz. O an, ben tam kaybolduğumda bir pazarcı beni fark eder ve seslenir.
Pazarcı: “Kardeşim, ne bakıyorsun öyle? Bu ne, alışveriş mi, hayal mi?”
Ben: “Hayal! Tabii, sadece hayal. Ama bu pazarda kaybolmak bir tür hayal, değil mi?”
Bir yandan, pazarda kaybolmak bana hayatta kaybolduğum anları hatırlatıyor. “Ya doğru pazara gitmezsem?” diye endişeleniyorum ama sonra diyorum ki: “Ne olacak ki? Bir pazar daha kaybederim, yine gelir geçerim.” Pazarcılar gerçekten kaybolmamıza olanak tanıyorlar, ya da bana öyle geliyor.
Örnek Pazarı Hangi Gün? (Cevap Yok, Gerçekten!)
İzmirli olarak, pazara gitmenin en büyük problemi, pazarı her zaman doğru günde bulamamak. Pazarın hangi gün olduğunu asla hatırlamıyorum. Ama her hafta pazara gitmeye çalışıyorum çünkü bir şekilde hayat, pazara gitmek gibi bir şey haline geldi. Pazarda kaybolurken, kafamda sorular arasında kayboluyorum.
Tabii ki, arkadaşlarım pazara gitmek için uygun günü bulmama hiç yardımcı olmuyor. Her biri başka bir gün öne çıkıyor. Mesela sevgili arkadaşım Ahmet, “Pazar çarşamba günleri çok güzel oluyor” diyor, diğer arkadaşım Zeynep ise “Cumartesi! İnanılmaz fiyatlar, tabii sen bulabilirsen” diyor. Bir bakıyorum, pazarda dört kişi aynı anda farklı günlere dair yorum yapıyor. O zaman pazara gittiğimi hatırlıyorum, ama hangi gün olduğunu unutuyorum.
Ahmet: “Ne zaman gidersen git, bir hafta sonra ben sana tekrar sorarım. Pazarı unuttuğumuzu fark ederiz.”
Zeynep: “Evet, o kadar kaybolursun ki, ‘Pazar hangi gün?’ diye sormayı unuturuz!”
Sonuçta: Hayat Bir Pazara Dönüşür
Sonuç olarak, Örnek Pazarı hangi gün? sorusunun cevabı, aslında çok da önemli değil. Her gün, başka bir pazara dönüştü. Ben her hafta pazara gitmek için içsel bir maceraya atılıyorum, kayboluyorum, kendimle dalga geçiyorum ve en sonunda, bir şekilde geri dönüyorum. Her pazar günü kaybolan bir İzmirli, aslında hayatın ne kadar kaotik ve keyifli olduğunu keşfeder.
Hadi, sen de pazara git. Belki pazarı bulamayacaksın ama kaybolmanın verdiği hazzı keşfedeceksin. Pazara gidişin, hayatın anlamı olabilir. Kim bilir? Bu hafta hangi pazarın hangi gün olduğunu bulmak seni de bulabilir.